Köksal Çebi
koksalcebi@bcekmece-yerelkatilim.org
Sivil Denetleme Olmazsa Yerel Yönetimler Mafyatik Bir Örgüte Dönüşebilir mi? (3)
08/09/2013

Birinci yazımızın özeti:
Sivil toplum kuruluşlarının denetleyemediği yerel yönetimler içten içe çürüyerek yozlaşır ve zamanla hukuk tanımaz mafyatik örgütlere dönüşürler.
     Sivil toplum kuruluşları bu denetleme görevlerine, siyasi partilerin, “Hangi yöntemle aday belirlediklerine” bakarak başlamalıdır. Osmanlı döneminde para karşılığı satıldığı rivayet edilen devlet memurluklarının bugün de sürdürüldüğü görüşü toplumun geniş kesimlerinde öfke ve kaygı ile dillendirilmektedir.
     Büyük bağışlar yaparak belediye başkan adaylığını kapan kişi seçim kampanyası başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının ihtiyaçlarını karşılayacak harcamaları da yapmak zorundadır. Seçim aritmetiği zorunlu kılıyorsa diğer partilerden neyin karşılığında destek alınacağı da ortadadır.
     Kısaca oylar alınıp-satılmaktadır.

İkinci yazımızın özeti; büyük paralar harcayarak seçimi kazanıp belediye başkanı olan kişinin bu görevine başladıktan sonraki serüvenini konu etmekteydi: Kadrolaşma ve harcadıklarını geri kazanma yol ve yöntemleri ile siyasi partilerden bağımsızlıklarını ilan etme ve gerekirse kafa tutma hazırlıkları.

Bu yazımızda;
Yerel Yöneticiler Nasıl Oluyor da SİYASİ PARTİLERE KAFA TUTACAK, Devleti ve Kurumlarını Etkileyecek MAFYATİK BİR GÜCE ERİŞEBİLİYORLAR…? sorusunun cevabını araken, yerel yönetimlerin rant olanaklarının ve sivil toplum kuruluşlarının nasıl kullanıldıklarını anlatmaya gayret edeceğiz. Bu yazı dizisinin akademik bir çalışma olduğunu iddia edecek değiliz elbette. Biz yaşadıklarımızı aktarmaya çalışacağız sadece. Yaşadığımız ve dersler çıkardığımız zengin deneyimlerimizin...!
__________________________________________________________________________________

Kaldığımız Yerden Devam Edelim. Danışmanlar Ordusu…

Kendi cebinden ya da borç alarak elde ettiğin paraları bol bol saçarak belediye başkanı oldun. Yakınların, kardeşlerin, hemşerilerinden başlayarak sıkı bir kadro oluşturdun. Etrafını hukukçulardan, siyaset adamlarından, sanatçılardan oluşan koca bir danışmanlar ordusu ile de çevirdin. Elin kolun her yere uzanmaya başladı. Çevrenin de desteği ile ne büyük bir adam olduğunu anlamaya başladın yavaş yavaş. Muhaliflerini, kafa kaldıranları kolaylıkla sindirebiliyorsun.
Gözümüzün içine baka baka, hakkında yapılan şikayetlere açılan onca davaya, hatta aldığın ama sümen altında bekletilen (Bu senin becerin midir onu bilmem!) mahkumiyet kararlarına rağmen cebini doldurmayı başardın. Kendine güvenin arttı. Artık sen de “Alçak dağları yarattığına” inanmaya başladın ve artık kendi bağımsız cumhuriyetini (Diktatörlüğünü demek daha anlamlı olur!) kurmaya doğru adımlarını atabilirsin.

Sivil Toplum Kuruluşlarını Kendine Bağlamayı Başarmak Pek Zor Değil. “Çoğunu da Ben Kurdurdum Zaten” diyorsan…

Tek adamlığa giden yolda dernekleri inandırmak ve desteklerini sağlamak hayati öneme sahiptir.
“Buradaki derneklerin % 90’ını ben kurdum.” diyorsa bir belediye başkanı; hazırlıklarına çok önceden başlayacak akıllılığı (danışmanlar ne güne dururlar!) göstermiş demektir.

Belediyeye Sosyal Tesis Yapmak Yerine; Derneklere Lokal Yerleri Tahsis Etmek…

Niyetimiz ilçemizin çok değerli emeklilerini, eğitimli insanlarını, bir araya gelerek toplum için ilçe için gerçekten faydalı  işler üretenleri eleştirmek değil asla. Sistemin nasıl çalıştığını ortaya sermek. Pek çok ilçede gördüğümüz, yurttaşların keselerine uygun yiyip-içme mekanları olan sosyal tesisler yerine ilçemizde oy depolarına dönüştürülmeye çalışılan dernek lokallerinin bilinçli olarak nasıl kurulduğunu anlatmak.

Yengem Nasıl? Çocuklara da Selamlar…

Belediyenin düzenlediği her tür sosyal ve kültürel etkinliklerde sivil toplum kuruluşlarının başkan, yönetim kurulu üyeleri ve dernek üyeleri için özel çağrılar yapıldığı, cep telefonlarına atılan kısa mesajlardan özel basılmış davetiyelere ön sıralardan koltuk rezervasyonlarına kadar çeşitli ayrıcalıklar tanındığı hepimiz tarafından inkarı mümkün olmayacak derecede çok iyi bilinmektedir.

En Büyük Başkan Bizim Başkan…

Malum mümtaz şahsiyetler tarafından bunlara ilave olarak; “Yengem nasıl? Çocukların gözlerinden öperim” türünden iltifatlar bir de arkadaşlarımızın gözü önündeyapılıyorsa; bizim gibi toplumlarda hipnotize edici, uyutucu bir etki yaratır.
Sonuç:  Her çeşit etkinlikte hazır bulunması, bolca alkışlaması ve “En Büyük Başkan Bizim Başkan.” Diye tezahürat yapması sağlanan kalabalıklar.

En Küçük Eleştiri Yapanlara, Toplumun Çıkarını Korumak İsteyenlere Acımasız Saldırılar…

Yeşili, çevreyi koruyanlara, İlçenin çıkarlarını ve sivil toplum kuruluşlarının tarafsızlığını savunanlara karşı yürütülen itibarsızlaştırma, yalnızlaştırma ve iftira kampanyalarının, tehdit politikalarının son örnekleri belleklerimizde taze. Yenilerini yaşayacağımızın işaretleri de görülüyor!

BüyükÇAKMACA Partisi…

Bir topluma yapılacak en büyük kötülüklerden biri onu apolitize etmeye çalışmaktır. “Ben seçmen olsam partiye oy vermem, kişiye oy veririm” diye başlayan, “Ben BüyükÇAKMACA Partisindenim” diye biten zehirli sözler.
Sonrası malum: Halk beni istiyor. İstediğim partiyi de ben seçerim. Partinin ilçe teşkilatını da ben belirlerim. Meclis üyelerini de ben seçerim. Benim kendi ekibim vardır. 
Ben, ben, ben. Gene ben. Hep ben…

Dünyanın en Büyük Çakma Festivali BüyükÇAKMACA’da.

BüyükÇAKMACA’da oynanan bu traji-komik oyunun üstünü koca bir şal gibi örten, toplum üzerinde uyutucu, sindirici, oyalayıcı etkisi olan festivalle son noktayı koyalım. Yalan olduğunu söylediğimiz, aksini ispata davet ettiğimiz halde hala hayasızca “Dünyanın en iyi Festivali” diye yalan söylemeye devam edilen zavallı festival.

Perde kapandı. Artık hep bir ağızdan ilçemizin şarkısını söyleyebiliriz:

BüyükÇAKMACA’da VURGUN VAR…

Derneğimizin sloganını tekrarlayarak sonlandıralım:
Denetlenmeyen Yönetimler İçten İçe Çürür, Yozlaşır. Zamanla Hukuk Tanımaz (Mafyatik) Diktatörlere Dönüşür.

Denetleme görev ve yetkilerimiz hukuktan, uluslararası belgelerden ve vicdanımızdan aldığımızı yineleyerek dördüncü maddeyi ilave edelim;

1-      Siyasi partilerin kamuoyu ile paylaştıkları “Aday belirleme yöntemlerine” sadık kalıp kalmadıklarını denetleyeceğimizi.

2-      Siyasi partilerden propagandalarının finansal kaynaklarını açıklamalarını talep edeceğimizi.

3-       Adayların geçmişlerini irdeleyeceğimizi, gerekirse kişiliklerini tahlil edeceğimizi,

4-      Bunları aparken sivil toplum kuruluşları olarak tarafsızlığımıza ve bağımsızlığımıza özen göstereceğimizi söyleyebiliriz.

Bir daha tekrar edelim: Bu seçim sürecinde sivil toplum kuruluşları olarak meydanlarda olacağız. Denetleme görevimizi yapacağız. Mafyatik yerel  yönetimler oluşmasına asla izin vermeyeceğiz.

Yazı dizisi bitti, bizim söyleyeceklerimiz bitmedi. Belki bir toparlama gerekebilir!


813 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Sayın Kadıoğlu, Aynı anda hem belediye başkanı hem de kent konseyi başkanı olamazsınız! - 24/02/2015
Bir belediye başkanı, görevleri arasında kendisini denetlemek de olan kent konseyinin başkanı olabilir mi? Olursa ne olur?
NE YAZIK Kİ YOLA YARIM AKILLA DEVAM ETME KARARI VERİLDİ. (1) - 02/02/2015
Ortak akıl üretmek için ele geçen bir fırsat daha heba edildi. YÖNETİCİLERİN İYİ NİYETLİ TEMENNİSİ BİR İŞE YARAR MI?
Hasan Akgün’ün 20 yıllık DEMOKRASİ KARNESİ. - 22/10/2013
Değil ADAY; aday adayı bile olmaması gereken bu insan 5.kez belediye başkanlığına talip olmaktadır. Hem de CHP’den…
En Sonunda Anladım: Belediye Başkanı Sivil İtaatsizlik Yapıyor! - 08/10/2013
Büyükçekmece Belediyesinin Bir ETİK KURULU Var mı? Yıllık faaliyet raporlarını görebilir miyiz?
HESAP SORMAK; kullanılması keyfimize bağlı bir HAK değildir. YURTTAŞLIK ve HEMŞERİLİK GÖREVİMİZDİR.. - 01/10/2013
Büyükçekmeceli’lere neden satılacağı konusunda bilgi vermeden, Fikirlerini sormadan ve de HESAP VERMEYE ASLA YANAŞMADAN ve YANGINDAN MAL KAÇIRIR GİBİ.....
Sivil Denetleme Olmazsa Yerel Yönetimler Mafyatik Bir Örgüte Dönüşebilir mi? (2) - 08/09/2013
Sivil toplum kuruluşlarının denetleyemediği yerel yönetimler içten içe çürüyerek yozlaşır ve zamanla hukuk tanımaz mafyatik örgütlere dönüşürler.
Sivil Denetleme Olmazsa Yerel Yönetimler Mafyatik Bir Örgüte Dönüşebilir mi? (1) - 02/09/2013
Yerel Yöneticiler Nasıl Oluyor da SİYASİ PARTİLERE KAFA TUTACAK, Devleti ve Kurumlarını Etkileyecek MAFYATİK BİR GÜCE ERİŞEBİLİYORLAR?
14.Ağustos.2013. Büyükçekmecenin Miladı… - 18/08/2013
Sadece yerel yönetimler değil bizler sivil toplum kuruluşları da; “Şeffaf, Katılımcı ve Hesap Verebilir” olmalıyız. Birbirimizi eleştirebilmeli, öneri yapabilmeli ve hesap sorabilmeliyiz!
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam7
Toplam Ziyaret41619